PREMATÜRELERDE OKUL ÇAĞI SORUNLARI

PREMATÜRELERDE OKUL ÇAĞI SORUNLARI

Doç. Dr. Dilek Dilli, Neonatoloji Uzmanı

Günümüzde ileri derecede prematüre diğer bir deyişle ‘çok erken doğan’ bebekler gelişmiş ülkelerde ilkokul sıralarında görülmeye başlandı. Bundan 20 yıl önce tesadüfen yaşayabilen bu bebeklere artık tam bir yaşam desteği sağlanabilmektedir. Ülkemizde de yenidoğan alanında son yıllarda hızlı gelişmeler kaydedilmiştir. Özellikle akciğer fonksiyonları için gerekli ilaçların sağlanması, iyi donanımlı, özveriyle çalışan, eğitimli personeli olan bebek yoğun bakım ünitelerinin açılması, Türk prematüre bebeklerinin de yaşam şanslarını, gelişmiş ülkelerdeki merkezler düzeyine hızla çıkarmaktadır. Bu da önümüzdeki 5-10 yılda Türkiye’de okul çağına gelmiş olan ileri derecede prematüre doğmuş öğrenci sayısının artması anlamına gelmektedir.

Prematüre bebeklerin yaşatılmaları kadar, taburcu olduktan sonraki sağlık izlemlerinin de dikkatle yapılması ve görülebilecek sorunların çok yönlü tıbbi yaklaşımlarla çözülmesi gerekir. Prematürelik, erken doğum un getirdiği fiziksel ve zihinsel özellikler nedeniyle okul öncesi ve sonrası dönemde bazı sorunlara yol açabilir. Başlıca görülen sorunlar; major ve minör zihinsel-motor gelişmede gerilikler, körlüğe kadar gidebilen görme problemleri, işitme kusurları ve astım tarzında solunum problemleridir. Doğum tartısının gelişimin bütün parametreleri açısından olumsuz etkilerinin en fazla görüldüğü grup 1000 gramın altında doğmuş bebeklerdir. Bu nedenle erken doğan bebeklerin, normal doğanlara oranla ciddi anlamda daha uzun süreli bakıma gereksinimleri vardır.

Prematüre doğan bebeklerde akciğerler olumsuz etkilenmektedir. Bazı hastalar sadece hastanede yattıkları dönemde bazı cihazlar ile solunum desteğine gereksinim duyar, bazı bebeklerde ise akciğer sorunları daha şiddetlidir evde de oksijen kullanmaları hatta bazı cihazlar ile solunumlarının desteklenmesi gerekebilir.

http://www.google.com/uds/css/small-logo.png

Prematüre bebeklerin gözlerinin retina tabakasının kan damarları tam gelişmemiştir. Yüksek konsantrasyonda ve uzun süre oksijen tedavisi alan veya kritik hastalığı olan bebeklerde bu süreç uygun şekilde tamamlanamaz. Prematüre retinopatisi denilen bu hastalık tedavi edilmezse körlüğe yol açabilir. Prematüre retinopatisi, çocukluk çağı görme azalması veya kaybı, görme alanı defektleri, şaşılık ve kırma kusurlarının en sık nedenlerinden birisidir. Bu nedenle bu bebekler senede bir göz muayenesi olmalıdırlar.

Zamanında doğan çocuklardaki işitme kaybı oranı 1/800’dür ve bu oran prematüre bebeklerde 43/1000’e çıkmaktadır. Bu nedenle işitme taramalarında prematüreler öncelikli grubu oluşturmaktadır. İşitme kaybı dışında daha çok sayıda bebek hafif düzeyde işitme kayıpları veya yüksek frekanslı işitme kaybı yaşamaktadırlar. Bütün derecelerdeki ve tipteki işitme kayıpları kendiliğinden öğrenmeye ve bilginin yeterince iyi algılanmasına engel olur. Çok hafif derecelerdeki işitme kaybının bile, gelişimsel zekayı önemli derecede etkilediği gösterilmiştir.

Serebral palsi, santral sinir sisteminin ilerleyici olmayan, anormal duruş ve hareket

kontrolüne yol açan hastalığıdır. Yenidoğan alanındaki tüm olumlu gelişmelere rağmen, çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerdeki serebral palsi oranlarında anlamlı bir azalma olmamaktadır. Kas tonus ve gücündeki anormallikler, işlevsel olarak sorun yaratmayan düzeyden, bağımsız yürüyememe gibi ağır engellere kadar geniş bir yelpaze içinde olabilir. Major nörolojik sekellerin erken saptanması durumunda çocukların, okul öncesi dönemde gerekli olan özel eğitime yönlendirildiği ve eğitimden oldukça yararlandıkları bildirilmektedir.

Prematüre çocukların daha fazla kısmını etkileyen minör nörolojik sekellerdir. Bunlar konuşmada gecikme, öğrenme güçlüğü, algılama sorunları, dikkat bozuklukları ve davranış sorunlarıdır. Minör nörolojik bozukluklar genellikle okul dönemine kadar belirlenemez. Erken tanı ve destek ile çocuk, günlük yaşantısında bağımsız hale gelebilir, okul ve oyun döneminde kendi sorunları ile başedebilmeyi öğrenerek, ikincil gelişen duygusal ve sosyal sorunlar önlenebilir veya düzeltilebilir. Yapılan araştırmalar sonunda prematüre bebek lerin en az beş yaşına dek düzenli olarak fiziksel sağlık ve anlama ile hafıza testlerinden geçirilmeleri, fizyoterapi , psikoloji ve diğer gelişime yönelik terapilerin uygulanması önerilmektedir.

Günümüzde çocuklardan akademik beklentiler arttıkça, okulda sorun yaşayan çocuk yüzdesi de artmıştır. Çocukların yüzde 5-15’ inde okul başarısının düşük olduğu veya davranış ve uyum sorunlarının yaşandığı bilinmektedir. Nörolojik olarak normal olan çok düşük doğum ağırlıklı doğan bebeklerin okul çağında sorun yaşama olasılıkları, doğum ağırlığı normal olan çocuklardan yüksektir. Bu çocuklarda hafıza, konsantrasyon ve koordinasyon problemi olabileceğinden eğitim desteği almaları gerekebilir. Prematürelerin daha endişeli, daha az kendine güvenli ve duygusal olarak daha az uyumlu olduğunu gösteren çalışmalar vardır.

Davranış bozukluklarının okul başarısı ve sosyal ilişkileri olumsuz yönde etkilediği

düsünülürse, bu sorunların olabildiğince erken saptanması ve tedavi edilmesi

önemlidir. Çok düşük doğum ağırlıklı çocuklarda dikkat eksikliği, kaygı bozukluğu, ilişki ve iletişim sorunlarının arttığı bildirilmektedir. Preterm doğan çocuklarda özellikle de çok düşük doğum ağırlıklı çocuklarda deprese davranışların sık olduğu gözlenmiş, içe kapanıklılık, anksiyete, somatik yakınmalar ve uyku sorunlarının benzer çevresel faktörler ve yaş grubundaki kontrollerine göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Dikkat yetersizliği ve hiperaktivite bozukluğu özellikle prematüre erkek bebeklerde daha sık görülür. Prematüre doğan çocukların daha kolay incinebilir olarak algılayan anne babaların, çocukların sosyal etkileşimini kısıtlayıcı tutumları da sosyal gelişimi sınırlandırabilecek bir diğer etmen olarak bildirilmiştir. Prematüre çocuk anne babalarına yoğun bakımda yatış süresi boyunca ve taburculuk sonrası psikososyal destek verilmesi, bebeğin gelişimini ve ileriki dönemlerdeki ruh sağlığını olumlu etkiler. Prematüre bebeğin postnatal hastanede kalması ve uygulanan tedaviler ve girişimlerin yanısıra normal ebeveyn bakımının kesintiye uğraması, ailenin preterm doğuma verdiği tepki ve ailenin sosyodemografik özellikleri çocuğun çoşkusal ve

davranışsal özellikleri ile yakından ilişkilidir. Çok düşük doğum ağırlıklı doğan çocuklar 8 yaşında değerlendirildiğinde iyi prenatal bakım ve anne eğitiminin bilişsel performansı olumlu etkilediği gösterilmiştir.

Doğumdan itibaren gelişimi risk altında olan ve incinebilirliği yüksek olan prematüre bebeklere ve ailelerine tıbbi hizmet vermek kadar, kısa ve uzun dönemde ruhsal sağlığı koruma amaçlı hizmet vermek de önemli görünmektedir.

Kaynaklar

1-Belgin E. Prematüre bebeklerin odyolojik izlemi. Katkı Pediatri Dergisi., (2005),

27:502-10

2- Larsson E , Rydberg A , Holmström G . Accommodation and convergence in 10-year-old prematurely born and full-term children-a population-based study. Strabismus. 2012;20:127-32.

3- Rodrigues MC , Mello RR , Silva KS , Carvalho ML . Risk factors for cognitive impairment in school-age children born preterm: application of a hierarchical model

Arq Neuropsiquiatr. 2012;70:583-9.

4-Özbek A, Miral S, Eminagaoglu N, Özkan H. Development and behavior of

non-handicapped preterm children from a developing country. Pediatrics

International, (2005), 47:532-40.